Enflasyonla Mücadele Programının Etkileri Tartışmalı: Hem İşverenler Hem Çalışanlar Memnun Değil
Türkiye’de enflasyonla mücadeleye yönelik uygulanan program hakkında eleştiriler artarak devam ediyor. Üretim maliyetlerinin yükselmesi, finansmana erişimde yaşanan zorluklar ve ücretlerin alım gücündeki hızlı düşüş, iş dünyası ve emek kesimini ortak bir eleştirinin merkezine yerleştirdi. Sanayiciler, “Üretim zayıflıyor” derken, sendikalar “yük emekçilerin sırtında” diyor. Ortak talepler ise oldukça net: Revizyon değil, köklü bir program değişikliği gerekiyor.
Ekonomist Prof. Dr. Aziz Konukman, orta vadeli programın (OVP) ve bütçe sürecinin değerlendirmesinde, mevcut sistemin farklı toplumsal kesimlerin gerçek yaşam maliyetlerini yansıtmadığını belirtti. “Bugün açıklanan enflasyon sepeti, kimsenin gerçekte yaşadığı hayatı göstermiyor” diyen Konukman, memur ve memur emeklilerinin enflasyon farkı alırken, diğer emeklilerin yalnızca gerçekleşen enflasyona tabi olmasının adaletsiz bir durum oluşturduğuna dikkat çekti. Çözüm önerisi olarak, farklı gelir gruplarına göre ayrı enflasyon hesaplamaları yapılmasının şart olduğunu ifade eden Konukman, “Yoksul kesimin enflasyonu her zaman daha yüksektir çünkü harcama kalemleri gıda ağırlıklıdır. Enflasyon sepeti değişmeden bu sorunların çözülmesi mümkün değil” şeklinde konuştu.
Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) Bölge Temsilcisi Hayrettin Çakmak, mevcut ekonomi programının emekçiler açısından ağır sonuçlar doğurduğunu vurguladı. Programın acilen gözden geçirilmesi gerektiğini söyleyen Çakmak, vergi sistemine dikkat çekerek, “Vergide adalet sağlanmalı. Yükün büyük kısmı işçiler üzerinde, bu durum sürdürülemez” dedi. Asgari ücretin yetersiz olduğunu belirten Çakmak, ücretlerin enflasyona bağlı olarak düzenlenmesi gerektiğini ifade etti. Enerji ve tarım maliyetlerindeki artışların üretimi olumsuz etkilediğine de dikkat çeken Çakmak, “Mazot, gübre ve enerji maliyetleri düşürülmeden gıda enflasyonunu kontrol altına almak mümkün değil. Çiftçilere destek verilmezse gelecekte daha büyük sorunlarla karşılaşacağız” uyarısında bulundu.
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Ege Bölge Temsilcisi Deniz Şahin Gümüştekin, mevcut programın emekçiler açısından sürdürülemez olduğuna vurgu yaptı. Programın yükünün dar gelirli kesimlere yüklendiğini belirten Gümüştekin, “Enflasyonla mücadele adı altında yapılan, yalnızca ücretlerin baskılanmasıdır” dedi. Sorunun sadece revizyonla çözülemeyeceğini belirten Gümüştekin, emeği merkeze alan yeni bir ekonomik modele ihtiyaç olduğunu ifade etti. Asgari ücretin yılda bir kez artırılmasının yetersiz olduğunu da ekleyen Gümüştekin, “Bugün çalışanlar geçinemiyor. Bu tablo sürdürülebilir değil” dedi.
Ekonomistler, programın sadece para politikasına dayanmasının yetersiz olduğunu, gelirler politikası, maliye politikası ve hukuk reformları ile desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Sanayiciler, yüksek faiz oranlarının krediye erişimi zorlaştırdığını ve iç talepteki zayıflamanın siparişleri sınırladığını belirtiyor. Küçük işletmeler ise dayanamaz durumda. İhracatçılar, döviz kuru baskısı nedeniyle rekabet güçlerinin zayıfladığını dile getiriyor. Üçlü sıkışma – finansman, talep ve kur – üretim üzerinde baskı yaratıyor. Emekliler ve çalışanlar ise, programın yükünün vatandaşın sırtında olduğunu, fiyatların gerilemediğini ve geçim sıkıntısı yaşadıklarını ifade ediyor.