Dönme hızına ışık bile yetişemiyor… Çengiz Candar’ın arşivine girdik… Erdoğan’a övgüler daha neler neler

Cengiz Çandar…

Yeni daha… Tarih, 10 Ocak 2023’tü.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: “Açık söylüyorum; biz değiştik, biz halkın partisiyiz. Biz hangi yanlışları terk ettiysek artık saray tam odur. Statükocu, anti reformcu, anti özgürlükçü Kenan Evren kafasına geldiler bunlar. Tamamı Kenan Evren’in hizasındalar” dedi.

Ve…

Cengiz Çandar bir tweet attı…

Şimdi…

Eskiden pek böyle alkışlar, övgüler filan yoktu…

Bilemiyoruz ki o ara siyasi olarak CHP ile bir flört durumu mu vardı da sonradan iş bozuldu…

Keza: Cengiz Çandar Yeşil Sol Parti’den hem de seçilebilecek sıradan aday oldu…

Evet…

Dönme hızına ışığın bile yetişemediği iki isim: Hasan Cemal ve Cengiz Çandar

Bugün biz Cengiz Çandar’ın arşivine girdik…

BASKINDAN ÖNCE KAMPTAN AYRILDI

Tarih, 21 Şubat 1973

Lübnan Trablusşam şehri yakınlarındaki Nahr el- Bared kampı…

On bir genç devrimci vardı; hemen hepsi Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi (TİİKP) mensubu.

Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi ile temasa geçip Filistin’e gönderilecek militanlarının askeri eğitim görmeleri hususunda anlaşmaya varıldı.

Ve… İsrail baskınında Bora Gözen ve yedi arkadaşı öldürüldü…

Aslında sayı 12’ydi; o kampta Cengiz Çandar’da vardı, ilginçtir bir gün önce ayrıldı ve Avrupa’ya kaçtı…

Ve… Dönüşü o meşhur şarkı gibi muhteşem oldu…

Yok, hayır biz size bugün Hiram Abas ile bağlantısından, Perinçek ile olan geçmişinden, neden Turgut Özal’ın özel danışmanlığını yaptığından, yıldızının kimlerce nasıl parlatıldığından, Barzani-Talabanilerden, PKK’dan, Fethullah Gülenlerden, Yugoslavya’nın parçalanışı sonrası gizli görevlendirmelerden, Washington’daki ilişkilerden, Pentagon’daki işlerden, CIA üst düzey görevlileri ile olan ilişkilerden filan bahsetmeyeceğiz…

Merak ettik o sadece…

Dedi ya geçenlerde, “… Ben AKP’yi hiçbir zaman desteklemedim. Ben hiçbir zaman Recep Tayyip Erdoğan’ı desteklemedim” diye.

Hakikaten öyle mi?

Üşenmedik aradık taradık, karar sizin…

Aslında ilk fitil Temmuz 2001’de Yeni Şafak’ta yakıldı.

O yazı: “ERBAKANCI KOLAYLIK YENİLİKÇİ ZORLUK”tu…

Tarafını belli etti yani, peki sonra neler yazdı?

Başlayalım…

“AK PARTİ’Lİ SÜREÇ…”

Tarih: 16 Ağustos 2001- Yeni Şafak

“…Ak Parti’nin ‘mayınlı yol’da yürüyeceği daha ‘doğum günü’nden belli oldu.”

“…28 Şubat’ın pis alışkanlıklarını ‘mesleki karakteristik’ haline dönüştürmüş olanların artık kişiliklerine yapışmış bu stilden vazgeçebilmeleri çok zor.”

“…Ak Parti’ye gelince, ‘psikoloji’ yorumu, siyasetin ve sosyolojinin üzerine geçiriliyor. Gerektiğinde, Türkiye’nin Goebbels’leri hazır bekletiliyor…”

“…Ak Parti’ söylem’ olarak Türkiye’nin ‘küreselliğe’ en yönelik partisi olabilmenin ışıltılarını saçıyor.”

“…belgelerini ‘temel referans’ kabul eden Türkiye’de bir başka parti yok.”

“…’kadro yenilenmesi ve kuşak değişimi’nin önünü açmayı öngören, Türkiye’deki ilk parti de o.”

“…idrakini programına geçiren ilk siyasi parti.”

“’SİYASİ MERKEZ’, ERDOĞAN VE DERVİŞ…”

Tarih: 25 Ağustos 2001-Yeni Şafak

“…Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarının, özellikle Anadolu’da ve büyük şehir varoşlarında elde ettiği ivme, ‘sistem muhafızları’nı ürküttü. “

“…Karşı-taarruz çok gecikmeden başladı. İstanbul medyası, ön aldı.”

“… Tayyip Erdoğan’ı hedef alan ‘gazapkar medya kampanyası’nın, Türkiye’nin ‘sessiz milyonları’nı ne kadar etkileyebildiği de pek kuşkulu. İstanbul medyasının (ve bazı sermaye çevrelerinin) ciddi bir ‘miyopluğu’ söz konusu.

“…Ankara’daki ‘derin devlet’ metaforu ile çapsızlığı açığa çıkmış Ankara’daki siyaset esnafına içten içe büyük bir hınç biriktiriyor.”

“…’Ekonomik ve mali kriz’, bu ‘büyük hınç’ı mütemadiyen besliyor. Aynı şekilde, Tayyip Erdoğan’ın arkasındaki ‘potansiyel desteği’ de besliyor.

“… Tayyip Erdoğan’a yönelik ‘karalama kampanyası’nı ‘mevcut sistem’in bir ‘savunma refleksi’ olarak görmek de mümkün.”

Peki, Cengiz Çandar daha sonraki yıllarda neler yazdı?

“KÜRTLER İÇİN ‘EVET’; BOYKOTA ‘HAYIR’…”

21 Ağustos 2010, Radikal

“Zaten Diyarbakır’da Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Galip Ensarioğlu ile GÜNSİAD Başkanı Şah İsmail Bedirhanoğlu’nun başını çektiği neredeyse tüm meslek odaları da 12 Eylül referandumunda kesin bir ‘Evet’ tavrı alacaklarını açıkladılar. Bu durumda, ‘boykotçuluk’ cazip bir seçenek olmaktan çıkıyor.”

Boykot etmeyin diyor yani, “EVET”i basın…

“28 ŞUBAT’TAN GÜNÜMÜZE, ‘DEVLET’TE ‘FETHULLAHÇILIK TEHLİKESİ’…”

Tarih: 28 Ağustos 2010, Radikal

“…Fethullahçılık’ her ne ise- suç mudur? Türkiye’de böyle bir suç tanımı var mı? Olabilir mi? Olmalı mı?

Fethullahçılığı ya da ‘cemaat’i suç diye algılayan zihniyet sahiplerinden birine, ‘Fethullahçılık nedir?’ sorusunu yöneltseniz, doğru cevap alabilir misiniz? Bu, imkânsızdır.

Peki, ya ‘Cemaat’ mensupları, devlet bürokrasisinin içinde yer alıyorlar, yüksek makamlara tırmanıyorlar ve birbirlerini kolluyorlarsa?

Olabilir. Bu ‘suç’ mudur?”

“DİYARBAKIR KONUŞMASI: YETMEZ AMA GÜZEL”

Erdoğan’a övgüler….

Tarih: 4 Eylül 2010, Radikal

“…Konuşmasının içerdiği, ‘Fırat’ın batısındaki duyarlılıkları tehlikeye düşürecek, ‘milliyetçi söylem’ üzerinden kendisini vurmayı tasarlayanlara cephane sağlayacak cinsten olmayan, akıllı ve ustaca bir konuşmaydı.”

“…Tayyip Erdoğan’ın Diyarbakır konuşması hitap ettiği kalabalık ve coşku da 12 Ağustos 2005’e oranla onu hayli sevindirecek boyuttaydı. Aynı zamanda, Tayyip Erdoğan’dan gayrı ‘ulusal’ partilerden hiçbirinin liderinin Diyarbakır’da elde edemeyeceği bir sayı.”

“KİM ‘EVET’Çİ, KİM ‘HAYIR’CI?”

Tarih: 8 Eylül 2010, Radikal

“…Bunlara ‘EVET’ dememek için, ya ‘vicdansız’ ya da ‘Tayyip’e takık’ bir halde ‘ruh sağlığını yitirmiş’ biri veya kafası fosilleşmeye başlamış bir ‘bağnaz’ olmalıyım.

Allah’a şükürler olsun ki hiçbiri değilim!”

“TAYYİP ERDOĞAN’DAN IRAK’A ‘İLK’LER SEFERİ”

29 Mart 2011- Radikal

Mesela bu yazının ana teması ise: Alkışlar, alkışlar yine…

“…Tayyip Erdoğan ilk alkışı, “Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz; Aranırsa Bağdat bulunur, Aşıka Bağdat sorulmaz” gibi Türk deyişlerini söyledikten sonra “Iraklılar, kardeşiz biz” sözlerini sarfettikten sonra aldı.”

“…Başbakan, ikinci önemli alkışı “Irak’a Hulagu, Yezid, İbn ül-Mülcem; Halepçe, Felluce, Altınköprü gerekmiyor artık” sözleri üzerine aldı.”

“…Başbakan Erdoğan, yer yer Arapça olarak ayet okuduğu konuşmasında, yine Arapça olarak “Car, kabl el-dar” (Evden önce komşu) şeklindeki Arap atasözünü hatırlattıktan sonra, “Ev alma komşu al” sözleriyle de alkış topladı.”

“…Irak’tan gelen her bombalama, katliam, kardeş kavgası haberinin Türkiye’de insanların bağrını deştiğini ifade eden Başbakan Erdoğan, konuşmasını Irak Milli Marşı’nın ilk dizelerini de Arapça söyleyerek alkışlar arasında tamamladı.”

“AKDENİZ-KÖRFEZ SAHNESİNİN YAKIŞIKLI AKTÖRÜ: TÜRKİYE”

5 Nisan 2011, Radikal

Ahmet Davutoğlu ile uçaktalar, Ortadoğu turu…

“…Türkiye’nin yeni Ortadoğu politikasının mimarı sayılan Davutoğlu’nun kendisi.”

“…‘Komşularla sıfır sorun’ politikasının isim babası, şu ara, ‘tüm taraflarla ilişkide bulunmak’ şeklinde ifade edilebilecek politika üzerinden, ‘2011 Arap Devrimi Süreci’ni ve bunun ortaya çıkarabileceği ‘krizleri yönetme’ girişimlerini, katmerli zorluklarla yüklü bir ortamda gerçekleştirmeye çalışıyor.”

“ERDOĞAN’IN STRASBOURG KONUŞMASI”

15 Nisan 2011 – Radikal

Bakınız Erdoğan’a neler yazdı o zaman?

“…Tayyip Erdoğan’ın ‘özgüven’ sahibi, uluslararası profili özellikle İslam dünyasında hayli yükselmiş bir siyasi lider olarak, Avrupa-Batı forumlarını, ‘ağlama duvarı’ olmaktan çıkarttığı ve ‘başı dik’ davrandığı doğru. Bunun, ülkemizdeki birçok insana iyi geldiği de kesin.”

“…Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin ‘siyasi sezgisi’ en güçlü siyasetçisi. Geldiği mütevazı arka plana bakıldığında, 20 yıla yakın süredir sürekli seçimle, sadece seçimle grafiğini yükseltmiş olan, ondan başka hiçbir siyaset adamı yok.”

“…Hiç kimse tahmin edemezken 1994’te İstanbul Belediye Başkanlığı’na seçilmesinden başlayarak, her girdiği seçimde oylarını katlaya katlaya yükseldi.”

“…Tayyip Erdoğan, üstelik, bu performansı, böyle bir performans için kimseye borçlu da değil. Siyasi sezgileri onu hiç yanıltmadı.”

“ÖNCE ‘EVET’, SONRA ‘BARIŞ’ STRATEJİSİ…”

27 Ağustos 2019, Radikal

“…Ancak, Kılıçdaroğlu’nun bir tutarlılık sorunu var. “Hayır deyin, toplumsal mutabakatla, kardeşçe, doğudan batıya, kuzeyden güneye genel affın yolu açılsın” diyor. ‘Hayır’ demek tam tersine, Türkiye’yi demokratikleşme güzergahında tökezletecek bir gelişme olacak. 12 Eylül askeri darbe Anayasası’nın kimyasını bozacak değişiklikler söz konusu. ‘Evet’, Türkiye’nin demokratik atılım yapmasında, yeni, sivil ve demokratik bir anayasa hazırlamasında önemli bir ivmeye işaret edecek.”

Övgüler sadece Tayyip Erdoğan’a filan sanmayınız…

Fetullah Gülen de var:

“…Kendisi tasavvuf geleneğine bağlı olduğu için son derece alçakgönüllülüğe sahip birisi. O yüzden kendisini tanıtmak için söyleyeceğimiz sözlerden mutlaka rahatsızlık duyacaktır. Onun affına sığınarak,21’inci yüzyılın Türk rönesansı ve Anadolu Müslümanlığının yükselişine sahne olacaksa bu hareketin ruh ve fikir mimarlarından en önemlilerinden birisi Fetullah Gülen’dir…” diyerek söze başladığı TV programları yaptı…

“…Fethullah Gülen yüzlerce yıl öncesinden, taa Orta Asya’dan Hoca Ahmet Yesevi ile başlayıp, Anadolu’da Yunus Emre’den, Mevlana’dan bugüne uzanan yüce fikir çınarımızın günümüze uzanan en önemli dalı…” filan dedi hatta

Ne zamanki hükümet-cemaat kavgası başladı AKP ile ters düştü…

Uzatmayalım…

Bugün Yeşil Sol Parti’den milletvekili adayı…

Dedik ya…

Birilerinin dönme hızına ışık bile yetişemiyor!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir